İtalya tarihi ve turistik yapısıyla Dünya’nın önde gelen başkenti Roma, Livorno, Pisa, Floransa, Siena ve Viterbo şehirleri hakkında bilgiler edinebileceksiniz. 7 günlük İtalya Turu gezimde, sizlerle gezi notalarımı paylaşacağım. İtalya hakkında bir çok sorunun cevabını yazımda bulmanızı diliyorum.  Schengen Vizesi hakkında başvuru ve bilgileri de bulabilirsiniz. Uçak, Otel, Araba, Restaurant, Ulaşım, Yemekler ve daha fazlası…

İtalya Turu için turizm firmalarını inceledik, genelde bir ülkeye yada herhangi bir geziye turla gitmek kadar kötü bir şey yok. Koyun sürüsü gibi 45-60 kişi bir o yana bir bu yana… Birde o grup içerisinde kaybolanları düşünün… Siz siz olun kendiniz gezin. Tur firmalarından uzak durun. Ayrıca tur firmaları gezdiriyoruz diye sizi yolmaktan başka bir şey yapmıyor. Biraz ingilizce varsa kendinize güvenin ve spontane gezinizi akışına bırakın. Emin olun %100 daha fazla keyif alacaksınız ve tura vereceğiniz havaya gidecek paralarınız cebinizde kalacak!

İtalya Turumuzu kendimiz planladık ve her konuda istediğimiz gibi hareket ettik.

İTALYA TURUNA HAZIRLIK – SCHENGEN VİZESİ BAŞVURU
İtalya Avrupa Birliği’nin kurucu üyelerinden olmakla birlikte, Schengen vizesi alımıyla ilgili herkesimden farklı bilgiler var. Schengen vizesi Avrupa Birliği’ne üye ülkelerde (bazılarında ince detaylar var İrlanda gibi dikkat)  gezinebilmek için gerekli vizemiz.

İtalya Schengen vizesi nasıl alınır?
İtalya konsolosluğu Schengen vizesi için özel bir firmaya yetki vermiştir. İstanbul ve Ankara’da bu firmanın ofisleri bulunmaktadır. Ben vize işlemlerimi İstanbul üzerinden yaptım.  Firma İDATA vize süreçlerinde dosyaları hazırlamak ve schengen başvuru sürecinin takibini bu firma üzerinden yürütmeniz, size vize sürecinde çok kolaylık sağlayacaktır. Vize sürecinde istenen tüm belgelerin eksiksiz olmasına dikkat edin. İlk defa schengen alacaksanız, özellikle son 3 aylık banka hesap özeti hareketleriniz ve rezervasyonlarınız (uçak,otel vb.) vize alımında belirleyici unsur olacaktır.

Özellikle uçuş biletleriniz, otel rezervasyonlarınızı vizeye başvurmadan önce yapınız. Varsa araç kiralama dekontlarınız, otel vb. bütün evraklarınızı dosyanızda toplayınız. Vize için istenen tüm bilgiler ilgili danışmanlık firmasının websitesinde mevcut bu konuda detaya girmeyeceğim.

Schengen vize ücreti ne kadar?
Ücret aylık olarak döviz kuru baz alındığı için sürekli değişiyor. Firma aracılığıyla başvurduğunuzda danışmanlık hizmeti ve vize ücretini birlikte ödüyorsunuz. Ben aracı istemiyorum, direk konsolosluk ile kendim görüşüp vizemi almak istiyorum derseniz, o zaman firma size konsoloslukla görüşmeniz için randevu tarihi veriyor. Danışmanlık ücreti ödemeden kendiniz vize işlemlerini halledebiliyorsunuz. Schengen vize ücreti gene ödeyeceksiniz. Not: Danışmanlık firmasını kullanın.

Schengen vizesi başvurunuz birçok nedenle reddedilebilir. Bu gibi durumlarda vermiş olduğunuz başvuru ücretini geri alamazsınız ve tekrar ücret ödeyerek schengen vize başvurusu yapmanız gerekir. Tekrar belirtmek gerekirse; istenilen tüm belgeleri eksiksiz tamamlamaya çalışınız.

Uçak Biletini nereden almalıyım?
Skyscanner ile en ucuz uçak bileti araştırmanızı yapabilirsiniz. Alitalia (İtalya Havayolları) ‘dan özel bir indirimle Roma uçak biletlerimizi aldık. Erken rezervasyonlarda Türk Havayolları’nın avantajlı uçak biletlerinden faydalanabilirsiniz.

Otel rezervasyonu nasıl yapılır? Nerelerde kalınır?
İtalya seyahatine başlamadan önce tur destinasyonlarımızı belirliyoruz. Buna göre kalacağımız yerlerde rezervasyonlarımızı yapıyoruz. Aracı olan en büyük kaynağımız elbette booking.com tüm otel rezervasyonlarımızı internet üzerinden tamamladık.

Kaldığınız otellerde şehir vergisi alınıyor. Şehrine göre ücret; kişi başı günlük 2-3 euro arasında değişiyor. Bu ücreti ek olarak ödüyorsunuz.

İtalya’da araba kiralama nasıl yapılır? Şartları nelerdir?
Biz uçak biletlerimizi aldıktan sonra ilk işimiz hemen araç kiralama yaptık. Firma olarak AVIS seçtik, istediğimiz özelliklerdeydi. Ayrıca miles & smiles indirimi kullandık.  Diğer araç kiralama şirketlerinide inceleyiniz. Hertz, Rent A Car vb. Biz Audi A1 TDI Otomatik S-Line aracına 7 gün için 360 euro + Araç teslim alırken yapılan sigorta 303 euro (kredi kartından bloke edilir, sorunsuz geri teslimde 100 euro geri iade edilir.) aracımızı kiraladık.

***Detay: AVIS’te araç sigortasını boşuna yaptırdık. Boşuna 200 euro gitti. Araç sigortası yaptırmanıza gerek yok. Tamamen ek para koparmak adına uydurulan birşey. Tabi biz bunu sonra öğrendik. Hizmet iyide sigorta olayı balta vuruyor işe.

Full in Full back. Depoyu dolu alırsınız dolu bırakırsınız. İtalya’da aracınıza yakıtı otobanlarda almayın. İtalya’da kartel yok. Yani yakıt fiyatları sabit değil, değişken benzin/mazot ücretleri. En uygun olarak şehir içlerinden yakıt alabilirsiniz. Bu çok önemli bunu unutmayın.

Otopark nasıl oluyor? Ücretleri nedir?
İtalya’da otopark yaptığınızda parkomatlar bulunuyor. Tahmini park alanından çıkacağınız süreyi yazarak fiş alabiliyorsunuz. Biz hiç fiş almadık açıkcası. Vatikan’a pazar günü gittiğimizde holiday (tatil) olduğundan park fişi alınmıyor. Bizi orada bulunan italyanlar uyardı. Ayrıca diğer şehirlerde aynı şekilde çok merkezi yerlere park etmediğiniz sürece sıkıntı olmuyor, merkezi yerler dışında parkometreden fiş almanıza gerek yok.

İtalya’da üç farklı park türü bulunuyor. Sarı, mavi, beyaz çizgili park alanları var. Sarı çizgili park alanı kişiye özeldir, kesinlikle park etmeyiniz. Mavi çizgili park alanları ücretlidir, mavi alana aracınızı park ettiğinizde parkometreden fiş alınız. Beyaz çizgili park alanları ücretsizdir, aracınızı buraya rahatlıkla koyabilirsiniz.

I. GÜN – Roma – Yolculuk Başlıyor…
Sabah 06.15 uçağıyla İstanbul Atatürk to Roma Fiumicino Havaalanı’na uçuşumuza başlıyoruz. Pasaport kontrolü ve bagaj teslimiyle uçağımıza bindik. Ekonomi olan biletlerimiz, uçağa girişte Alitalia tarafından Business’a upgrade edildi. Buna çok sevinmekle birlikte sabah sabah rahat ve güzel bir kahvaltı eşliğinde İtalya’ya hareket etmenin verdiği moralle yolculuğumuza başladık. Yaklaşık 02 saat 30 dk. süren yolculuğun ardından Roma Fiuminicio Havaalanına vardık. Roma’nın yerel saati Türkiye’den 1 saat geri. Uçaktan indikten sonra çok uzun bir pasaport kontrol kuyruğunu göreceksiniz. Korkmayın hızlı kontrol ediliyor. Sol taraftan ilerleyerek pasaport kontrolünden geçiyoruz. Bagajlarınızı pasaport kontrolden çıktıktan sonra alıyorsunuz.

Pasaport kontrolü ve bagaj alımından sonra ilk işiniz Vodafone bularak telefonunuza bir hat almak olsun. Bagaj alımından sonra kiraladığımız aracı teslim almak için AVIS ofisini aramaya başladık. Havaalanında ki tabelaları takip ederseniz çok rahat şekilde Rent A Car ofislerinin bulunduğu bölüme ulaşabilirsiniz. Konum olarak havaalanından çıktıktan sonra sola dönüp üst kata çıkıyorsunuz  ve dümdüz tabelaları takip edin sizi araç kiralama ofislerine getiriyor.

AVIS ofisine geldik, aracımızın önceden rezervasyonu ve kiralama bedelini AVIS internet sitesinden yapmıştık. Burada araç sigortası için yukarıda belirttiğim üzere geri iade edilmek üzere kartınızdan sigorta blokesi yapılıyor. Anahtarımızı aldık, otoparkta bekleyen aracımıza ulaştık. Valizlerimizi bagaja attık.

*** Havalanından hat almayı unutmayın. Iphone kullanıyoruz ve gps için internet şart bakın ne oldu şimdi…

Havaalanından telefon hattı almayı unuttuk… Roma’nın içerisinden alırız diyerek havaalanından çıktık ve otoban yolunda Roma City Center tabelalarını takip ederek kaybolduk. Aslında kaybolmadık ama Roma’nın IV. Bölgesinde bir yerlere vardık. Bir çok markette telefon hattı alabileceğimiz bir yer aradık. Şöyle bir durum var İtalya’da TIM marketler var, buralarda yabancılara telefon hattı satılmıyor. Siz Vodafone bayii bulmanız gerekiyor. Bizde yaklaşık 2 saat kadar bir vodafone bayii aradık sonunda bulduk.  35 Euro’ya bir hat sahibi olduk. İnternet ilk işimiz. GPS ve turizm noktalarında bilgi edinebilmek için çok gerekli.

Roma’nın IV. Bölgesinde hattımızı aldığımızda saat 12.00 oldu. Biz turumuza Livorno, Pisa, Floransa, Siena,Viterbo ve Roma olarak devam edeceğimizden ilk iş Livorno’ya gitmek. Roma’da hattımızı aldıktan sonra GPS ile hemen Livorno’ya mim yaptık ve gidiyoruz… (350km)

Otobanda hız sınırı 110 KM. Biz 150KM-180KM arasından aşağıya inmedik. Roma’dan, Floransa üzerinden Pisa’ya ordan en sahil şeridine sonunda Livorno’ya geldik. Floransa’da ücretli otobandan çıkıyorsunuz çıkışı kaçırmayın! Roma-Floransa arasında 13 euro otoban ücreti verdik. İphone ile GPS’imizi takip ederek Öğlen Saat 15.00 sularında Livorno’ya geldik.

LIVORNO

Livorno, İtalya’da, Toskana bölgesi içinde aynı ismi taşıyan Livorno ili’nin merkezi bir komündür. Livorno Ligurya Denizi kıyısında, (31.5.2010 itibariyle) 160.884 nüfuslu bir şehirdir.Tarih boyunca özgürlükçü akımlardan etkilenen kent, asıl büyümesini Medici ailesinin Toskana Grandüklüğü’nü üstlendiği dönemde yaşadı. 1587’de I. Ferdinand’ın “Toskana Grandükü” sıfatıyla duyurduğu “Leggi Livornine” (Livorno anayasası) ile Pisa kentinin liman kasabası Livorno “açık şehir” ilan edildi. Hangi ulustan olursa olsun, ister hakkında idam cezası çıkarılmış bir korsan ister bir hırsız olsun, hiçbir şekilde takibe uğramaksızın Livorno’ya yerleşebilecek, orada ticaret yapabilecek hatta dininin gereklerini yerine getirebilecekti. Bu düzenlemenin ardından Akdeniz’in en önemli ticaret merkezleri arasına giren şehir, kozmopolit ve özgürlükçü tarzını bugüne değin yitirmedi. Livorno, 1921’de İtalyan Komünist Partisi’nin (PCI) doğuşuna da tanıklık etti. Kent bugün bile İtalya’da solun kalelerinden biri olarak varlığını sürdürmekte.

Livorno, Küçük bir sahil bölgesi. Yol üzerinde ayçiçeği tarları alabildiğince uzanıyor.

Merkezine geldiğinizde sizi bir meydan karşılıyor. İtalya’da bu meydanlardan çok göreceksiniz. Meydanın baş ve uç kısmında genelde heykeller bulunuyor. Meydanı gören bir kale var buranın içerisine girip gezebiliyorsunuz ücretsiz. Kalenin girişinde sol kısımında tarihi bir müze bulunuyor. Biz gittiğimizde kapalıydı. Livorno için; mini “Venedik” diyorlar.  Mcdonalds ve Burger King acıktıysanız… Ücret olarak 8,95 TL’lik Türkiye’deki menü İtalya’da 8,95 Euro. Pizzalar 8-15-20 euro arasında değişen ücretlerde, mekanın kalitesi ve konumuna göre ücretler değişiyor. Çok merkezi yerlerde yemek yemekten kaçının biraz tuzlu oluyor hesap. Biz Livorno’da yemekle fazla zaman kaybetmemek adına karın doyurma işini Pisa’ya bıraktık. Livorno’da arabamızla meydan ve sahilde turlayarak bir kaç fotoğraf çekimi yaptık.

Sahil şeridi geniş. Özellikle gitmeden gezeceğimiz noktaların koordinatlarını telefonuma kaydetmiştim. Çok kolay şekilde buraları bulduk. “Yaa burası harika dediğim” o yerlerde gezme, fotoğraf çekme fırsatını buldum.

Livorno’da fotoğraf çekiminin ardından Saat 17.00 gibi Pisa’ya hareket ettik. Saat 18.30 sularında Pisa’da otelimize geldik.

Livorno’ya geldiğimiz yol üzerinden tekrar Pisa’ya geri döndük, iki bölge arası yarım saatlik bir yol sürüyor. Pisa’da otelimize yerleştik. Kısa bir dinlenmenin ardından gece ufak bir Pisa turu yaparak sabah neler yapabiliriz diye planladık. Pisa’da bir kaç nokta var hepsi birbirine çok yakın. Pisa Kulesi’ne 5dk mesafeli Hotel Cecile ‘de konaklıyoruz, aracımızı Pisa’da otele ait otoparka bıraktık. Günlük 10 euro. Merkezi noktalarda aracınızı otoparka bırakınız. Ne olur ne olmaz 10 euro için sıkıntıya gelmeye gerek yok.

Gece Pisa’da ne yapılır?
Eğlence olarak pek birşey yok. Daha doğrusu saat 18.00’den sonra pek açık dükkanda bulunmuyor İtalya’da genel olarak. Yapılacak en güzel şey; Dondurma yemekti bizde öyle yaptık. Biraz nehir kıyısında turladıktan sonra otelimize geri döndük.

II.GÜN – PISA

Pisa Kuzey İtalya’daki Toskana bölgesinde ayni ismi tasıyan Pisa ili merkezi olan bir şehirdir. Ünlü Eğik Pisa Kulesi ve icinde Pisa Katedrali ve vaftizhanesi ile birlikte bulunduğu “Piazza del Duomo” bölgesi 1987den itibaren UNESCO Dünya Mirasları listesi’ne alınmıştır. Pisa 11. yüzyıl ile 14. yüzyıl arasında İtalya yarımadasının en güçlü 4 deniz cumhuriyetlerinden biri olarak (diğerleri Ceneviz Cumhuriyeti, Venedik Cumhuriyeti ve Amalfi) tarihe geçmiştir. Ayrıca Pisa ünlü bilim adamı Galileo Galilei’nin yaşamış olduğu kenttir.

Sabah 07.30’da erkenden kalkıp Pisa Kulesine doğru yürümeye başladık. Pisa Kulesine sabah erkenden gitmeniz çok önemli çünkü kimseler yok. Saat 09.00 olduğunda adım atacak yer bulamıyorsunuz. Biz erkenden alanı ve katedralleri gezip fotoğraf çekimlerimizi yaptık. Pisa kulesinin yanında iki ayrı katedralde bulunuyor. Dış varank yapısı, süslemeleri inanılmaz derecede şaheser.  Günümüzün teknolojisi düşünüldüğünde kaç YY. önce bu eserlerin nasıl yapıldığını şahsen aklım almıyor. İnanılmaz bir sanat tarihi var tüm İtalya genelinde böyle. Çoğu yer UNESCO Dünya Tarihi Mirasında yer alıyor.

Pisa Kulesinde ve katedrallerinde gezimizi tamamladık ve inanılmaz acıktık. Artık Pizza’nın varoluş noktasındayız. Sağlam bir pizza italyan adıyla Pizzeria yememiz lazım.

Pisa Kulesinin önündeki yoldan devam ederek sağ tarafta bulunan en ünlü pizzacı Trattoria Pizzeria Toscana ‘na harika bir pizza deneyimi yaşadık. Pizza; Pisa’da yenir. Önceden burada bulunmuş kişilerin yorumlarını okuduğumda abartı derdim fakat tattığım da gerçekten az bile dedim. Ben böyle pizza hayatımda yemedim. Bizim Türkiye’de yediklerimiz bildiğimiz Pide.

Karşılaştırma bile yapılamaz. Tek kelimeyle 10 numara diyorum. Tadı halen damağımda… Domuz mamülü içeren ürünleri tercih etmiyorsanız en lüks pizza tercihiniz vejeteryan pizza oluyor. Genelde tortellini, mozzarella veya 4 peynirli için (four mozzarella demek yeterli) tercihleri güzel oluyor. Bir kişi için 13 euro ücret ödedik.

Pisa’da Pizza’mızı yedik. İtalya’da “yapmadan dönme” listesinin ilk sırasını tamamladık. Gerçekten közde terbiyelenmiş mahsülleri harika bir tattaydı. İtalya su içmek için satılan ürünlerin üzerinde natural belirtisi bulunur. Su isterken natural diye belirtiniz yoksa mineral suyu (gas) içersiniz. Özellikle bunu belirtin istekte bulunurken yada marketten alırken etiketin üzerine bakın naturel yazısını görün. Pisa meydanında magnetçiler var. Magnet almayı unutmayın. Pisa’da saatler öğlene doğru yaklaştığında yapacaklarımız bitmişti. Saat 11.30 civarında otelimizden ayrılarak Floransa yoluna koyulduk.

FLORANSA

Floransa (Italyanca: Firenze), İtalya’da bir şehirdir. Kuzey İtalya’daki Toskana bölgesinin başkentidir ve kendi ismini tasiyan ilinmerkezidir. Kısa bir dönem, İtalya Krallığına da başkentlik yapmıştır.

Şehir, içinden geçen Arno Nehri çevresinde kurulmuştur. Çevresindeki yerleşim alanlarıyla beraber yaklaşık bir milyona yakın nüfusa sahip olan şehir, geçmişte olduğu gibi bugün de İtalya ve Avrupa’nın önemli ticaret merkezlerinden biridir.

Bunun yanı sıra İtalyan Rönesansının doğum yeri olarak bilinen Floransa, kültürü ve mimarisiyle dünyaca ünlü bir turizm kentidir. Şehirde önemli sanat galerileri ve müzeler bulunmaktadır. Leonardo da Vinci ve Michelangelo bu tarihi şehirde yetişmiş dünyaca ünlü sanatçılardır. Yine ünlü yazar ve şair Dante Alighieri bu şehirde yaşamış ve ilham almıştır.

Pisa’ya geldiğimiz yoldan geri dönerek 1 saatlik yolculuğun ardından Floransa’ya varıyoruz. Otele yerleşmeden önce biraz şehri tanımak adına araçla turluyoruz. Sokaklarda kayboluyoruz. Ara sokakları keşfetmeye çalışıyoruz.

Saat 13.00 sularında otelimize yerleşiyoruz. Otelimiz, Casa Santo Nome di Gesu 15.yy’dan kalma tarihi bir otel. Floransa’nın merkezine ve Ponte Vecchio köprüsüne 5dk yürüme mesafeli güzel bir otel, araç otoparkı bulunuyor. 10 Euro’ya otel bahçesine aracınızı park edebiliyorsunuz. Otel içerisinden bir kare…

Aracımızı otelin otoparkına bıraktık. Odamıza yerleştikten sonra hiç vakit kaybetmeden Floransa’nın sokaklarında kayboluyoruz… Iphone’a güvenerek kayboluyoruz yoksa nerde… Otellerde o şehre ait harita bulunuyor. Ücretsiz olarak temin edebilirsiniz.

Floransa’da başlıca gezilecek yerler arasında;
Cattedrale di Santa Maria del Fiore Floransa’nın en büyük katedrali.

Piazza di San Firenze en büyük meydanlarından, Hard Rock Cafe Florence uğramadan geçmeyelim. Olmazsa olmazlarımızdan Davut Heykeli…

Check-in yaptığım bazı yerleri sizler içinde mimledim. Spontane olarak gezmeye bakın. Şuraya buraya diye kendinizi parçalamaya gerek yok. Zaten 1 günde rahatlıkla her yerini gezebilirsiniz. Akşam olduğunda gündüz gezdiğimiz yerleri tekrar gezdik, ışıklandırmadan şikayetçiyiz. Binaların ışıklandırmalarına hiç özen gösterilmemiş.

Floransa turumuzda neredeyse bütün sokaklara girdik. Kendinize 2 km çapında bir daire çizin her şey bu alanın içerisinde. Floransa (Firenze) meydanında McDonalds bulunuyor, hazır karnımızda zil çalarken biraz enerji toplayalım. Tavuk menülerine abanmaya devam. Ücret olarak Türkiye’de TL, İtalya’da Euro yoksa bir menüye 9 euro (25 TL) verdiğinizi düşündüğünüzde aç gezerim lan daha iyi dememek elde değil. Biraz soluklandıktan sonra kaybolmaya devam ediyoruz. Otelden aldığımız haritada belirtilen noktalara iphone ile gidiyoruz. Gerçekten bu inanılmaz bize zaman kazandırıyor ve başka hiçbir şeye ihtiyacımız olmuyor. Hedefe vardığımızda, mekan hakkında bilgiye Google sponsorluğunda ulaşıyoruz. Mümkün olan tüm imkanlarımızı dibine kadar kullanıyoruz.

Ara sokaklarda gezerken yabancı bir turun peşine takıldık. Bu sayede kendimizi bir anda Michelangelo bon paris ‘in evinin önünde bulduk. Bir an ne yani şimdi michelangelo bon paris burda mı yaşamış vay anasını demekten kendimizi alamadık.

Ponte Vecciho köprüsüne yaklaşırken değişik sanat görselleri ve motifleri bulunan sokaklara daldık, aklımıza gelmeyecek değişik sokak süslemeleri yapmışlar. Sokakta bir Art müzesi bulunuyor. Sokak aralarını keşfetmeyi tamamladıktan sonra ana cadde yürüme yoluna çıkıyoruz ve Ponte Vecciho’ya geldik.

Ponte Vecciho bizim mısır çarşısı gibi içerisinde kuyumcular ve değişik hediyelik eşya ürünlerini satıyorlar.

Ponte Vecchio (Türkçe anlamı “Eski Köprü”dür.), Arno Nehri üzerinde bulunan, Floransa’nın en meşhur köprüsüdür. Nehrin en dar kısmında yer alan Ponte Vecchio 14. yüzyılda tamamlanmıştır. Köprünün üzerinde çok sayıda hediyelik eşya dükkânı vb. diğer küçük dükkânlar bulunmaktadır. Benzeri Bursa’da Irgandı Köprüsü’dür. II. Dünya Savaşı sırasında bir köprüler şehri olan Floransa’nın tüm köprüleri Almanlar tarafıdan bombalanarak yıkıldığı halde, bu köprü bombalanmamıştır.

Ponte Vecciho üzerinden Piazza dei Pitti kraliyet sarayının olduğu kısıma çıkıyoruz. Piazza dei Pitti önceleri kraliyet ailesine saraylık yapan, şimdilerde kültür & sanat merkezi olarak kullanılıyor. Ayaklarımıza artık karasular inmek üzere olduğunu fark edip gece için dinlenmek üzere otelimize geri dönüyoruz… Saat 19.00’da yaklaşık 7 saatte Floransa’da haritada belirtilen noktaların %90’lık kısmını gezdik. Piazza dei Pitti yolu üzerinden sol tarafa doğru çok harika Nevizade sokakları gibi mini bar ve cafeler buluyor, dilerseniz vakit geçirebilirsiniz. Bu meydanın girişinde dondurmacılar var, kaçırmayın bir dondurma alın, harika. Yol üzerinde bir markete girdik abur cubur aldık. Havanın kararmasıyla birlikte Floransa’da gece kaybolma keyfini yaşamak üzere saat 22.00 gibi kendimizi dışarı attık. Merkeze çok yakın olmamızın avantajını kullanıyoruz. Ses nerden çok geliyorsa o tarafa doğru yöneliyoruz. Kızılderililerden hiçbir farkımız yok tek güvencemiz iphone emin olun aslında tüm tur boyunca iphone ile hareket ediyoruz. Bu sırada farklı fotoğraflar yakalayabileceğimiz alanlara odaklanıyoruz. Floransa’nın en işlek caddesindeyiz. Hard Rock Cafe ve diğer pub tarzı kafelerde canlı müzik eşliğinde keyifli dakikalar geçirebilirsiniz. İtalya’da gece hayatı bitik diyebiliriz. Bir iki eğlence yeri var oralarda önceden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Günün yorgunluğunu dondurma yiyerek ve biraz gece keşiflerine ayırıyoruz. İtalya’nın her yerinde dondurmalar inanılmaz güzel. Dondurmacı gördüğünüzde hiç çekinmeden dondurmanızı alın. Ponte Vecciho yakınında bulunan dondurmacımız Gelateria La Carraia En ünlü dondurmacılarından akşam kuyruk var. Bugüne kadar yediklerinizin hiçbirisinin dondurma olmadığına inanmanız bu andan itibaren başlıyor. Artık bu ülkede yediğiniz dondurmalar ömrünüz boyunca aklınızdan çıkmayacak. Sırf dondurma ve pizza yemek için tekrar İtalya ziyaret edilir. Gece gezmesini yaptıktan sonra Floransa’ya doyduk. Her noktasını gezdik diyebilirim. Dar sokakları arasında tarihi kokusunu korumaya devam ediyor. İtalya genelinde hava genel olarak çok temiz, oksijeni yüksek. Gece konaklaması için otelimize çekiliyoruz.

III.GÜN – SIENA Floransa’da sabah otelimizde oda kahvaltı olmasına rağmen, yorgunluktan geç uyanıyoruz. Floransa’dan saat 11.30 gibi otelimizden çıkış yaptık. Ufak sandwich tarzı bir şeyler alarak kahvaltımızı yapıyoruz. Floransa’dan Siena’ya doğru yola çıkıyoruz. (80km) Saat 12.30 civarında Siena’nın giriş kapısına varıyoruz. Aracımızı Siena’nın girişinde sağ tarafta bulunan otopark bırakıyoruz.

Siena, orta İtalya’da Toskana bölgesinde bir şehirdir. Siena İlinin de idari merkezidir. Siena’nın tarihi şehir merkezi, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınmıştır. Siena İtalya’nın en çok turist sayıda çeken şehridir; örneğin 2008de 163.000 kişi yabancı turist şehri ziyaret etmiştir. Siena şehri özel yörel mutfağı, şehirde bululan sanat eserleri ve müzeler ve şehirin ortaçağlar görüntüsü ile çok iyi bilinmekle beraber şehirdeki Piaza del Campo meydanı ve bu meydan etrafında geleneksel olarak her yıl şehir mahalleleri arasında yapılan at yarışlarıyla (Palio) ile çok ünlüdür.

16 Ağustos bugüne özel olarak düzenlenen Palio di Siena geleneksel at yarışlarına katılmak üzere meydana doğru tırmanışa geçiyoruz.

Palio di Siena ya da yerel olarak kısaca Il Palio, İtalya’nın Siena kentinde her yıl 2 Temmuz ve 16 Ağustos günlerinde olmak üzere iki kez düzenlenen geleneksel at yarışı oyunlarıdır. Bu yarışlarda her bir at ve binicisi şehrin Contrada adı verilen 17 semtinden birini temsil eder. Yarış boyunca büyük bir insan topluluğu yarış atlarını izler. Her yıl bu popüler yarışı izlemek için Siena kentine dünyanın her yanından binlerce turist gelir. Yarışa katılan tüm at ve biniciler temsil ediyor oldukları semtin renklerine ve simgelerine uygun olarak giyinirler: Aquila (Kartal), Bruco (Tırtıl), Chiocciola (Salyangoz), Civetta (Baykuş), Drago (Ejderha), Giraffa (Zürafa), Istrice(Kirpi), Leocorno (Tekboynuz), Lupa (Dişi kurt), Nicchio (Deniz kabuğu), Oca (Kaz), Onda (Dalga), Pantera (Kara Panter), Selva (Orman), Tartaruga (Tosbağa), Torre (Kule) ve Valdimontone (Montone olarak kısaltılır)

Siena bir tepe üzerine kurulu kasaba gibi bir yer fakat inanılmaz tarihi bir yer. Tepeye doğru çıkabilmek için şehrin kapısından girdikten sonra sağ taraftan yürüyen merdivenler aracılığıyla devam ediyoruz. Belli bir noktadan sonra ara sokaklardan tepeye doğru tırmanmaya devam ediyoruz. Üst kısımda katedral ve meydanlar var. Duomo di Siena , burada bulunan en görkemli katedral. İçerisi inanılmaz bir sanat eseri. Katedrali gezmek ücretsiz. At yarışları vaktine kadar burada vakit geçiriyoruz. Ayrıca burada harika bir dondurmacı var, kokusunu 100m öteden alıyorsunuz. Dondurma seni çağırıyor diye bağırıyor koku. Siena’da bugün inanılmaz bir kalabalık var binlerce turist bugüne özel bölgeye akın etmiş durumda. At yarışları Saat 17.00 gibi başlıyor. Bu süreye kadar gezinmeye devam ediyoruz, belediye sarayı ve bir kaç tarihi yapıt çevresinde turluyoruz. İphone’dan İtalya rehberi üzerinde Siena’da gezilecek noktalara bakıyoruz, navigasyon yönlendiyor. Sokak aralarında gezerken tarihi damarlarınıza kadar hissediyorsunuz. Antik yapısını günümüze kadar taşımayı başarmış. UNESCO Dünya Tarihi Mirasları listesinde ilk sıralarında… Yavaş yavaş at yarışında olan takımlar sokaklara çıkıyor bizde arkalarına takılıp Piazza del Campo meydanına doğru yürümeye başlıyoruz.

At yarışları için meydan özel dekore ediliyor, topraktan pist ve tribünler etrafında oluşturuluyor. At yarışını meydanın ortasından izleyebilmek ve iyi bir yerde durabilmek için biraz erken alana giriş yapmanız gerekiyor. Belli bir saatten sonra meydana giriş yapamıyorsunuz. Alan tam anlamıyla özel antik Roma figürleri ve at yarışına hazır hale getiriliyor.

Binlerce turist var, bir çok tanınmış ünlü ve politikacıda etkinlik için alana gelmiş durumda. Alanda dünyanın bir çok ülkesinden gelmiş turistlerle sohbet ediyoruz. Aslında buraya nasıl geldik çok ilginç oldu. İtalya seyahatine başlamadan önce booking üzerinden otellere bakıyordum ve Siena’da 16 Ağustos’ta otellerin %100 dolu olduğunu gördüğümde Google’da ufak bir araştırma yaptım ve 16 Ağustos tarihinde Siena’da bu organizasyon olduğunu öğrendim ve turumuzda gezi planına dahil ettik. İyi ki dahil etmişiz tam anlamıyla harikaydı!

Alanda uzun süren bir geçiş töreni oluyor. Roma’ya ait Bizans döneminden kalma bir çok figür alandan geçiş yapıyor. Aslında burada biraz kıskandım ne için? Bizansı yıkan, Osmanlı İmparatorluğu’nun torunlarıyız. Bizim halen böyle gösterişli kutlamalarımız olmuyor. Bastırılmışlık mı? Başka birşey mi bilmiyorum fakat tarihimizle gurur duymalıyız. Bunu çok daha iyi anlamamı sağladı. Geçiş töreninde sembolik olarak verilmek istenen mesaj biz vardık, varız. Geçiş töreninin ardından yarışmacı atlar nihayet alana çıktılar ve bir anda inanılmaz bir sessizlik. Gerçekten çıt bile çıkmıyor. Şiii şiii seslerinden sonra sessizlik, atlar yarış çizgisinde… Bir anda top patladı ve at yarışları başladı. İnanılmaz bir heyecandı.

 

Koşu sırasında bir at devrildi adam düştü ve şoka girdi. Gözlerimi kapattım tam önümüzde oldu. At yarışlarının bitimiyle yolculuğumuza devam etmek üzere aracımıza döndük. Siena ve Roma arasında step bir durak ekledik. Saat 20.00 gibi Siena’dan çıktık SR2 yolu üzerinen yaklaşık 150km giderek Viterbo’da otelimize geldik. Viterbo’ya Toskana Vadisi üzerinden giderek vardık. Yol üzerinden bir iki küçük kasaba içerisinden geçtik. Bir kasabada kutlama şölen tarzı bir şey vardı. Saatin geç olması ve yolun uzun olması dolayısıyla devam ettik. Yol alengirli ve kimseler yok. Normalde 1-1.5 saatte gideceğiniz yolu 3 saatte gittik. Dönemeçli olduğundan fazla sürat yapamıyorsunuz ve genellikle hız kontrol cihazları var hız sınırına uyuyoruz.

Toskana, (İtalyanca: Toscana) İtalya’nın 1934 Anayasası ile kısmi bölgesel özerklik verilmiş 20 bölgesinden birisidir. İdare merkezi Floransa olan Toskana’nın nüfusu 3.734.355 (2010), yüzölçümü ise 22.990 km² dir. Dünyaca ünlü Pisa Kulesi Toskana’nın Pisa kentindedir. Toskana’nın en büyük kenti olan Floransa İtalyan Rönesans’ının merkezi sayılır. Toskana, manzarası ve güzel sanatlara ait olan miras yönüyle tanınır. Altı Toskana bölgesi UNESCO koruması altındadır: Floransa tarihi merkezi (1982), Siena tarihi merkezi (1995), Pisa Katedrali alanı (1987), San Gimignano tarihi merkezi (1990), Pienza tarihi merkezi (1996) ve Val d’Orcia (2004).

Yol üzerinde inanılmaz alabildiğince Toskana’nın doğa güzelliğine şahit oluyoruz. Harman yapılmış topraklar üzerinde büyük yuvarlak teker şeklinde saman toplulukları vb. doğal güzelliklerin tadına varıyoruz. Viterbo’ya gidene kadar doğanın ferah havasında soluklanıyoruz bol bol ciğerlerimize havayı çekiyoruz. Yol üzerinde bir çok kez bardaktan boşanırcasına yağmur yağmasına rağmen arabada bir tane çamur lekesi yoktu. Bu çok ilginçtir. Havanın ve çevrenin ne kadar temiz olduğu gözle görülüyor.

Saat 23.00 civarında Viterbo’ya gelebildik. Balletti Palace Hotel ‘de odamıza yerleştik. Viterbo’da akşam gezmesi yaptık ufak bir pizzacıda birşeyler atıştırdık. Otelin yakınında bir pub bulunuyor. Eğlence için burası ideal duruyor. Fazla canlı bir yer değil. Biz Viterbo’yu Roma öncesi ara nokta olarak kullanıyoruz. Gezilecek yada görmeye değer bir şey bulunmuyor diyebiliriz. Günün yorgunluğu üzerine uyku…

IV.GÜN VATİKAN – ROMA
Viterbo’da otelimizde güzel bir sabah kahvaltısının ardından Saat 10.30 gibi otelden çıkıyoruz. Son üç günü Roma’ya ayırdık. Götür bizi Iphone diyerek Roma yoluna koyulduk. (Viterbo-Roma 85km) Saat 12.00’de Roma’ya ulaştık. İlk olarak Kolping Hotel Casa Domitilla otelimize yerleştik. Otelimiz Roma merkezin 5km kadar dışında. Otelin kendine ait otoparkı var ve ücretsiz. Sabah kahvaltı ücrete dahil ve tatmin edici. Odalar temizlik olarak gayet ferah. Sıkıntılı bir durum yaşamadık, memnun kaldık.

Roma’da ilk günümüz Pazar, Vatikan’da pazar günü holidays olması dolayısıyla hareketli. Otel işlemlerinin ardından aracımıza atlayarak Vatikan’a doğru yola çıktık. 10dk’lık bir yolun ardından Piazza San Pietro meydanına vararak Vatikan’ın önünden geçip arka sokakta aracımızı park ediyoruz. Parkometreden fiş almaya çalışırken bir İtalyan bizi uyarıyor. Pazar gününün tatil olduğunu ve fiş almamızın gerekmediğini söylüyor. Kendisine teşekkür ederek, Vatikan girişine doğru yöneliyoruz.

Vatikan, İtalya’nın Roma şehrinde bulunan, Hıristiyanlık dininin Katolik mezhebinin yönetim merkezi olan devlet. Yerleşik nüfus 930 civarındadır. Fakat Vatikan turistik bir yer olduğundan bu nüfus turistlerle 1.500’ü aşmaktadır. Çevresi yüksek duvarlarla kaplıdır ve kameralarla izlenmektedir. Dünyanın yüzölçümü olarak en küçük ülkesidir. Mutlak monarşiye dayalı bir yönetim uygulanır. Devlet başkanı olarak Papa’nın sözleri yasa hükmündedir. Papa, hem devlet başkanı, hem de Katolik mezhebinin ruhani lideridir. Katolik kilisesinin genel başkanı, Vatikan Devleti’nin de başkanı olur. Papa yasama, yürütme ve yargının da başkanıdır. Vatikan’ın, 100 kişilik İsviçre vatandaşı ve Katolik olması şart olan geleneksel giysili muhafızlardan oluşan küçük bir ordusu vardır. İtalya’nın tarihiyle hemen hemen aynı tarihe sahip olan dünya Katolik dininin merkezi kabul edilen 0.44 km karelik alana sahiptir. Pontificio ruhban sınıfı tarafından yönetilir. Devlet başkanı Papa’dır. 1929’da İtalya Devleti’yle Kilise arasında Laterano Antlaşması antlaşması imzalandı. Bu antlaşmayla ülkenin resmi dininin Katolik dini olduğu ve Roma’nın kutsal bir şehir olduğu ilan edildi.

Vatikan’ın girişinde x-ray cihazlarından geçtikten sonra Türk bir kafileye rastlıyoruz. Rehberden faydalanmak üzere grubun arkasına yanaşıyoruz. Papa’nın ilk seçildiğinde çıktığı balkon, Papa seçimi belli olduğunda tüten baca ve detaylarını öğreniyoruz. Vatikan’ın içerisine girdiğinizde hemen kapının sağ tarafında bir alan bulunuyor. Büyük bir haç ve altında Kare siyah bir nokta. Buranın özelliği Kataloliklerin kendi dinlerince kutsanmasıymış. O siyah kareye el basıp dua ettiğinde tam anlamıyla bir katolik oluyormuşsunuz. Rehberin verdiği bilgilerden istifade ettikten sonra Vatikan’ın içerisine giriyoruz.

İç kısımda inanılmaz bir sanat eseri bizi karşılıyor. Tavanda bulunan 3D boyutlu hiyeroglifler, pencerelerden katedral içerisine güneşin açısına göre değişen ışıktan tutunda, dev org, iç varank işlemeleri altın kaplama, Papa’nın ayin yaptığı yer, tarihi eserler, iç kısımlarında ilk Papa’dan günümüze kadar seçilmiş olan Papa’ların isimleri… Papa’ların eşyalarının bulunduğu yer. İlk Papa’nın tahtı… Vatikan müzesi hemen katedralin yanında bulunuyor. Müzeye girmek için katedralden çıkış yaparak yan kısıma geçiyorsunuz. Müzeye giriş yaptıktan sonra katedralin kubbesinde gezebiliyorsunuz. Detaylı incelerseniz baya vakit gerekli. Biz yüzeysel olarak tablo ve eserleri inceleyerek geçiyoruz.

Vatikan’ın içerisinde katedrallerin isimleri yazıyor. Burada Ayasofya’nın Hristiyan dünyası için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Şöyle ki; Vatikan içerisinde yer alan bu isimlerin ilk sırasında Konstantinopolis yani Ayasofya M.Ö 108 yazıyor. Ayasofya Hristiyan aleminin ilk katedrali diyebiliriz. Bu nedenle günümüzde Camii olarak açılmasına direnen kuvvetin ne olduğunu biraz daha iyi anlayabiliriz. Ayasofya’nın camii olmasına bu denli karşı çıkıyorlar. Mantık olarak Ayasofya’nın bu şekilde kalması bize turist sağladığı bariz gerçek ama diğer taraftan Fatih Sultan Mehmet Han’ın vakfiyesini düşündüğümüzde Ayasofya’nın bir an önce camii olarak hizmete geçmesi gerekiyor. Velhasıl iki durumda müzdarip halde.

Tur rehberini hazır yakalamışken hemen Mehmet Ali Ağca’nın Papa’ya nerden ateş ettiğini soruyorum, bende ki merakta ilginç. San Pietro alanında iki tane büyük dev ekran yer alıyor. Vatikan’ı karşınıza aldığınızda üst fotoğrafta (fotoda benim solumda) sağda kalan ekranın altından ateş ettiğini söyledi. Vatikan’da turumuza devam ediyoruz. Piazza San Pietro caddesi üzerinden devam ederek, Castel sant’angelo kalesine doğru yürüyoruz.

Castel Sant’Angelo kalesine giriş ücreti 15 euro. Biz girmedik içeride yapılacak pek bir şey bulunmuyor. Kalenin önünden fotoğrafta görüldüğü üzere nehir kısmına iniliyor. Burada ufak sandallarda nehir turu yapabilirsiniz. Tibet nehri boyunca sandal turları yapılıyor. Castel Sant’Angelo kalesinden biraz daha ileri doğru yürüdüğünüzde belediye binasına çıkıyorsunuz.

Roma’da her yer tarihi eser, bir şehre bu kadar tarihi eser çok ama çok fazla bir noktadan sonra artık küçük görünen yerleri es geçmeye başlıyorsunuz. Bu seyahatimde 2570 tane fotoğraf çekimi yaptım. Son güne kadar çekime devam ettim, son gün artık yeter diyerek fotoğraf makinemi çantama koydum.

Belediye binasından sonra Castel Sant’Angelo önünden geri dönerek Vatikan’a gelip aracımıza bindik. Ardından Roma Feneri’ne doğru şehri tepeden gören noktalardan bir tanesine yol aldık.

Roma bu noktadan ayaklarınızın altında. Aracımız olduğundan ve Iphone’u etkili kullanabildiğinizde ulaşım rahat. Toplu ulaşım durumlarına ileride değineceğim.

Roma’yı kuşbakışı izleme keyfine vardıktan sonra yol üzerinde Vittorio Emanuele anıtının küçük versiyonu karşımıza çıkıyor. Büyük Vittorio Emanuele anıtı Roma merkezinde ve her yol Vittorio Emanuele anıtına çıkıyor. Kaybolmak imkansız. Yol yorgunluğu ve vatikan gezimizin ardından dinlenmek üzere otelimize geri dönüyoruz. Yol üzerinde sandwich tarzında ekmek arası satıyorlar. Vejeteryana abonman olarak karnımızı doyuruyoruz.

V.GÜN ROMA
Beşinci günümüzde artık Roma merkezinde gezeceğiz. Roma Merkezinde araç park etmek sıkıntılı, daha doğrusu park yeri yok. Aracımızla otelden çıkarak Termini Tren istasyonuna gidiyoruz. Aracımızı istasyon yakınlarında ücretsiz park edilebilen ana cadde üzerinde bir yere bıraktık. Roma’da toplu taşıma için kullanılan Roma Pass var. Bu kart ile tüm toplu taşıma araçlarına 3 gün boyunca ücretsiz binebiliyorsunuz. Ayrıca Roma Pass iki tane müzeye ücretsiz giriş hakkı veriyor. Roma Pass ücreti 35 Euro, toplu taşıma araçlarına tek biniş 1,5 Euro olduğunu ve en ucuz müzenin 8-10-15 euro arasında değiştiğini söylersek, Roma Pass almak çok karlı oluyor.

Roma Pass ile özellikle Colosseo (kolezyum) girişinde sıra beklemeden giriyorsunuz. Kuyruğu gördüğünüzde ve bekleyenlerin yanından transit geçtiğinizde bu olayı daha iyi anlayacaksınız. Termini Tren istasyonu ve gazete satan yerlerden Roma Pass temin edebilirsiniz. Otobüslere bindiğinizde genel olarak kart basılmıyor. Birisi size sorduğunda Roma Pass’i gösterebilirsiniz. Aksi durumda Roma Pass yoksa ve otobüse bindiyseniz ceza durumu var. Roma Pass ile iki tane müzeye, otobüs-metro ya bindiğinizde fazlasıyla verdiğiniz parayı çıkarıyorsunuz yanınıza kar kalıyor. Roma Pass kutusu içinden büyük boy bir Roma haritası çıkıyor. Fakat otelden ücretsiz aldığımız küçük boyutlu harita daha işe yarıyor. Harita üzerindeki noktalara iphone ile gidiyoruz.

Roma Pass kartımızı aldık, Roma’da iki metro hattı var kırmızı ve mavi hat. Termini Tren İstasyonu’ndan kırmızı hatlı metroya binerek Flaminio’ya Roma’nın kuzeyine doğru çıkıyoruz. Flaminio istasyonunda indiğimizde bizi Piazza del Popolo meydanı karşılıyor. Meydanda bulunan aslanların üzerine çıkarak fotoğraf çekimine başlıyoruz. Aslana İtalya’da binilir.

Metrodan çıktıktan sonra meydanın girişinde sol tarafta çeşme var buradan su içebilirsiniz. Çeşme hizasını takip ettiğinizde Leonardo da Vinci müzesine geliyoruz. Giriş ücreti 8 euro.

Müzede Leonardo da Vinci ‘nin el yazması eserleri, icatları bulunuyor. Faydalı bir müze gezilmesini öneririm. İnsan yapısını ele alan çizimleri ve çalışmalarını inceleyebilirsiniz. Birebir orjinal eserleride bulunuyor. Müzeden sonra meydanı yukarıdan gören alana doğru merdivenlerden çıkıyoruz, alanı ve meydanı kuş bakışı görme imkanınız oluyor.

Buradaki keşfi tamamladık şimdi Via Del Babuino caddesini takip ederek İspanyol Merdivenleri (İng: Spanish Steps, İta: Piazza di Spagna), olduğu alana geliyoruz.

1725 yılında açılan ve Trinita dei Monti Kilisesine çıkan merdivenlerdir. 1723 – 1726 yılında Roma‘da yapılan merdivenler Francesco de Sanctis tarafından tasarlanmıştır. Fransız kilisesi Trinita dei Monti ile ünlü Spagna (İspanya) Meydanını birbirine bağlar. Merdivenlerin üst tarafına doğru çıktığınızda su çeşmesi var rahatlıkla içebilirsiniz. İtalya genelinde bulduğunuz tüm çeşmelerde rahatlıkla su içebilirsiniz. Boş yere su parası vermeye gerek yok. İspanyol merdivenlerini arkamızda bırakarak önündeki caddeden aşağıya doğru yürümeye başlıyoruz. Bu caddede birçok ünlü marka bulunuyor. Alışveriş yapacaklar için ideal, mağazalarda ki fiyatlar uçuk. Yürüyüşümüze devam ederek kendimizi Monumento a Vittorio Emanuele II anıtının önünde buluyoruz.

Roma’da her yol ne hikmetse bu anıtın önüne çıkıyor. Giriş ücretsiz ve en üst noktasına kadar çıkabiliyorsunuz. Roma’nın her yerinden bu anıtı görebilirsiniz. İçerisinde askeri bir müze buluyor. Üst kısım içerisinde bir katedralde bulunuyor. Ücretsiz olarak ziyaret edebiliyorsunuz. Buradan çıktıktan sonra Aşk Çeşmesi’ne (Fontana di Trevi) doğru harekete geçiyoruz. Aşk Çeşmesi’ne geldiğimizde restorasyonda olduğunu görüyoruz ve bir hayal kırıklığı yaşıyoruz. Buradaki gezinti ardından Barberini’ye doğru yönleniyoruz. Piazza Barberini meydanında Aşk Çeşmesi’nin bir küçüğü karşımıza çıkıyor.

Barberini meydanında Fontana del Tritone heykeli bulunuyor. Gün sonuna yaklaşırken bir restauranta girip karnımızı doyuruyoruz.  Barberini metro istasyonundan Roma Pass ‘ımızı kullanarak Termini Tren İstasyonuna geri dönüyoruz. Aracımızı alarak otelimize geçtik. Otel civarında bir tur attığımızda dondurmacıya rastladık. Gelateria Baja Beach harika bir dondurması var.

VI.GÜN ROMA
Bir önceki günün vermiş olduğu yorguluğu atarak sabah kahvaltımızı otelimizde yaptık. Artık Roma Pass’ımızda var. Merkeze kadar araçla gitmeye gerek yok. Otelimize en yakın metro istasyonunda aracımızı park ediyoruz. Merkezi yerden uzak noktalarda araç parkları ücretsiz. Metro durağına aracımızı park ettik mavi metroyu kullanarak Colosseo (Kolezyum) günün ilk noktası. Colosseo (Kolezyum) metro durağında indikten sonra meydana çıktığımızda, karşınızda o tarihi mekanın büyüsüyle karşılaşıyorsunuz. İnanılmaz derecede kalabalık. Sıra kuyruğu alıp başını gitmiş durumda nasıl gireceğiz derken imdadımıza yukarıda belirttiğim üzere Roma Pass yetişiyor. Roma Pass özel geçiş noktasından sıraya girmeden transit olarak devam ediyoruz ve gişeden geçerek Colosseo (Kolezyum) giriş yapıyoruz. Selfie’nin hasını yaptık.

Tarih, zamana direnen yapısıyla ayakta. Bazı yerleri deforme olmuş. Fakat ilk günkü halini koruyor. Dış çevresinde restorasyon çalışmaları devam ediyor. Colosseo (Kolezyum) içerisinde üst katında arkeolojik kazılardan çıkan tarihi eserlerin sergilendiği mini bir müze bulunuyor. Yüzyıllarca süre gelen zamanda Gladyatörlerin savaştığı bu mekanda gezebilmek büyük bir tarihin içerisinde zamanda geriye doğru yolculuğa sizi sürüklüyor. Mimari olarak çağın şartları düşünüldüğünde bu kadar büyük eseri ortaya çıkarmak inanılmaz iş gücü ve emek harcandığını her noktasında gösteriyor.

İçerisini tam anlamıyla gezmek yaklaşık 1.5 saatinizi alıyor. Meydanda atıştırmalık sandwich tarzı ürünler satılıyor. Metro çıkışında hemen bir çeşme bulunuyor buradan su ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Colosseo (Kolezyum) ‘dan çıktıktan sonra hemen yanında bulunan Roman Forum ‘a  geçiyorsunuz. Buraya aynı şekilde Roma Pass kullanarak beklemeden ve ücretsiz giriyorsunuz. Roma Pass ‘ın sunduğu iki müzeye ücretsiz giriş hakkını bu şekilde dolduruyoruz. Roma Forumu tam anlamıyla gezmek 1.5-2 saate yakın bir sürenizi alıyor. Roma Forum içerisinde çeşme var su ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz.

Roma Forumu (Forum Romanum, Romalılar daha çok Forum Magnum olarak veya sadece Forum olarak adlandırmışlardır) antik Roma’nın geliştiği merkez bölgesidir. Ticaret, iş, fahişelik, ibadet ve adaletin yönetimi burada gerçekleşmekteydi. Burası toplumsal ocağın olduğu yerdi. Kaldırım kalıntılarından anlaşılan, çevresindeki tepelerden aşınan çökeltilerin forumun seviyesini Cumhuriyet’in erken zamanlarından itibaren yükseltmeye başladığı görülmektedir. Asıl olarak bataklık bir zemin olan alan, Tarquins tarafından Cloaca Maxima ile kurutulmuştur. Hâlâ görülebilen en son traverten kaldırımı,Augustus’un yönetimi zamanındandır.

Roma medeniyetinin ilk başladığı yer olarak biliniyor. İçerisinde bir çok yapıtı inceleme fırsatı buluyorsunuz. Y.Y. ‘lar öncesinden kalan bu tarihi eserlerin arasında gezerek farklı diyarlara uçabilirsiniz. Batı Roma zamanında burada ticaretin ilk tohumlarının atıldığını düşündüğümüzde… Osmanlı İmparatorluğu’nun Doğu Roma’nın elinden İstanbul’u aldığı… Tarih severler çok farklı duygulara kapılacaklar şüphesiz. Colosseo (Kolezyum)’dan çıktıktan sonra Panteon ‘a doğru harekete geçiyoruz. Panteon‘u Melekler ve Şeytanlar filmden biliyoruz.

Panteon (Latince Pantheon, Yunanca “tüm tanrıların tapınağı” anlamına gelen Πάνθεον Pantheon, kelimesinden gelir) ilk olarak Antik Roma’nın tüm tanrıları için tapınak olarak inşa edilmiş bir yapıdır. Panteon kavramı bugün içinde meşhur kimselerin gömülü olduğu anıtlar için kullanılır. Tüm Roma yapıları içinde en iyi korunmuş olanı ve muhtemelen de dünyada döneminin en iyi korunmuş binasıdır. Tarih boyunca hep kullanılmıştır. Günümüze kalan binanın tasarımı genellikle Trajan’ın mimarı Şamlı Apollodorus’a atfedilir ancak imparator Hadrianus veya onun mimarlarına ait olması muhtemeldir. 7. yüzyıldan bu yana Hıristiyan kilisesi olarak kullanılan Panteon Roma’daki en eski betonarme kubbeli binadır. Bu kubbenin çapı 43 metredir. Bu kadar geniş çaplı bir kubbenin betondan yapılması da o günün teknolojisiyle hala bir soru işaretidir.

Panteon şuan katedral olarak hizmet veriyor. İçerisine girmek ücretsiz. 15 dk keşfinizi tamamlayabiliyorsunuz. Panteon’dan çıktıktan sonra Roma’nın en afilli meydanlarından olan Piazza Navona ‘ya doğru harekete geçiyoruz. Meydanın ortasında büyük heykeller bulunuyor.

Arka kısmında katedral bulunuyor, giriş ücretsiz. İtalya’da katedrallerin içerisindeki mimari yapı inanılmaz süslü. Tavanda 3D çizimler, yerlerde mermer üzerine işlenmiş varank eserleri… Görselliğe ve sanata inanılmaz önem verilmiş, her yapıtta bu şekilde en ince detaya dikkat edilmiş. Fakat günümüzde İtalya’da neredeyse hiçbir eser orjinalliğini korumuyor. Çoğu restore edilmiş ve tekrar çizilmiş malum bu zamana kadar aslı gibi gelmesi imkansız. Piazza Navona’nın arkasında bulunan katedralde bir yer işlemesi, mermer içinde demir ve altı boşluk.

Altıncı günümüzde fotoğraf çekmeyi burada bırakarak spontane gezmeye başlıyoruz. Akşam vaktinin yaklaşması ve gece için biraz dinlenelim diyerek kırmızı metro ile Termini Tren istasyonuna oradan mavi hat metro ile arabamızı bıraktığımız istasyona geliyoruz. Otelimizde dinlenmeye geçiyoruz.

Gece Saat 22.00 gibi son gecemizde otelimizden pizza, lazanya, dondurma, tiramisu, profiterol yemeğe çıkıyoruz. Kombo yapıp patlıcaz. Aracımız ile gündüz keşfettiğimiz Caffè Bianco Alto Gusto restaurant’a doğru gidiyoruz. Aracımızı restaurant girişine park ediyoruz. Başlangıç olarak 4 peynirli vejeteryan pizza üzerine gerisini tamamlıyorum. Gerçekten hizmet ve kalite inanılmaz. Harika bir pizza ki tadı halen damağımda… Üzerine dondurmamız ve tatlılarımız… Ücret olarak makul. Garsona bahşiş bırakın.

Roma’da ki son gecemizde yemeğimizin ardından şehir merkezinde turladık ve her sokağı neredeyse araçla gezip tekrarladık. Merkezden baya uzaklaştık, Roma’nın değişik bölgelerine geldik. Geri dönelim diyerek gece saat 01.00 civarında Iphone’a son asli görevlerini come back to otel diyerek döndük.

Otelimizde son gecemizde toplanma hazırlığını yaptık.

VII.GÜN – ROMA
Roma’da son günümüz akşam 21.45’te İstanbul uçağımız var. Otelimizde sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra saat 11.30 civarında otelden çıkışımızı yapıyoruz. Roma Merkezinde tekrar turladıktan sonra birazda Roma’nın sahil şeridine inelim diyoruz. Hazır dönüşte havaalanına da yakın bir konumda olmuş oluruz.

Roma merkezine veda ederek, Roma sahiline yaklaşık 45dk. süren yol sonunda ulaşıyoruz. İtalya’nın sahil şeridi alabildiğine plaj, bazıları özel plaj bazıları halka açık plaj. Deniz genel olarak dalgalı. Genelde kıyıda fıtı fıtı ıslanıp güneşlenme ile vakit geçiriyorlar.

İnanılmaz kalabalık tüm sahil şeridi boyunca. Roma merkezinde gezerken bu italyan vatandaşları nerde diye soruyorduk. Şehir içerisinde herkes turist elinde haritayla geziyor. Yerli halk sahile akmış bu keşifte onu fark ettik.

Saat 15.00’e geldiğinde artık yapılacak pek bir şey kalmadı, aracımızda benzini full’ledik ve teslim için havaalanına doğru son rotamızda Iphone kılavuz oluyor. Vodafone hattımızda İtalya’da 4G LTE şebekesi var, mobil interneti çok hızlı kullanabiliyorsunuz.

Saat 16.30 sularında aracımızı  AVIS ofisine geri getirerek iadesini yaptık. Burada 303 euro sigorta edilen tutarın 100 euro’sunu re-charge ederek hesabımıza yüklediler.

Havaalanında standart işlemlerin ardından pasaport kontrolünden geçerek uçağımıza bindik.

İTALYA FOTOĞRAF ALBÜMÜ İÇİN TIKLAYINIZ

Hoşbulduk İstanbul’um güzel ülkem Türkiye! Rahatlıkla söylüyorum. Şimdiden gidecek olanlara keyifli vakitler dilerim.

İtalya’ya benden kısa bir süre önce gidip yaşadığı deneyimlerini bana aktararak yardımcı olan dostum Türel Özdil‘e ayrıca teşekkür ederim.

Faydalı bir yazı oldu umarım, yazıya değerli yorumlarınızı bekliyorum.